Zatürreden korunma yolları

Zatürreden korunmak için zatürre oluşumunu kolaylaştıran risk faktörleri azaltılmalıdır. Akciğer, kalp, böbrek, karaciğer, şeker hastalığı gibi bağışıklığı bozan kronik hastalıkların kontrol altında tutulması önemlidir. Sigara ve alkolün bırakılması, ağız ve mide içeriğinin solunum yollarına kaçmasına neden olan risk faktörlerinin azaltılması gereklidir. Bağışıklık sistemi­nin güçlendirilmesi için iyi beslenme ve hijyenik önlemler zatürreden korunmayı sağlar. Zatürre gelişiminin kolaylaştığı viral üst solunum yolu enfeksiyon salgınları sırasında havadan bulaşı önlemeye yöne­lik kalabalık ortamlardan kaçınılması ve maske kullanılması önerilmektedir. Grip salgınlarının da önlenmesi gerekmektedir. Özellikle zatürre gelişimi açısından yüksek risk taşıyan kişilere ve bu kişilerle teması olanlara grip aşısı yapılmalıdır. Bu aşılar bir yıl süreyle korunma sağlar. Grip aşıları her yıl eylül, ekim aylarında ya da en geç kasım ayında bir doz kas içine yapılmalıdır. 

Tenisçi dirseği hastalığı neden olur

Tenisçi dirseği hastalığı genellikle orta yaşlarda ve daha çok erkeklerde görülür. Tenis oyuncularında sık görüldüğü için tenisçi dirseği olarak adlandırılmış olan bu hastalık, sürekli el aleti kullananlarda, el işi ve örgüsü yapanlarda, yoğun bahçe işleri çalışmalarında ortaya çıkabilir. Devamlı el sıkışan insanlarda (siyasetçi gibi), marangozlarda, bahçıvanlarda ve diş hekimlerinde sık görülmektedir. Yani bu hastalığın oluşması için tenis oynamaya gerek yoktur.Tenisçi dirseği hastalığı daha çok sık kullanılan kolda (solaklarda sol kol gibi) görülür. Ağrı, dirseğin dış tarafı olan ve lateral epikondil denilen bölgesine, kasın (ekstansör karpi radialis) yapıştığı yerdedir. Bu bölgede daha çok hissedilir. Ağrı istirahatle azalır, kolun kullanımıyla artar. Kolun içe ve dışa döndürülmesi ve elin kavrama hareketiyle ağrı belirginleşir. Ağrı genelde yavaş başlangıçlıdır, daha sonra ön kola ve el sırtına doğru yayılma gösterebilir

Leylandi Yetiştiriciliği

Dikim işlemi tamamlandıktan sonra dip kısmında bir kova su birikecek şekilde karık açılır.böylece suyu seven leylandinin ihtiyacı olan suyu sağlayarak büyümesi için gerekli sulama yapılır. Leylandi sık sulanmalıdır. Bunun için damlama sulama sistemiyle leylandinin büyümesinde normal sulamaya göre daha verimli sonuçlar alınabilmektedir. Leylandi fidanı dikildikten hemen sonra verilecek olan can suyu, leylandi fidanı için hayati bir önem taşımaktadır. Leylandii fidanının dikildiği yere sabitlenmesi fidan sağlığı için, dış etkenlerden özellikle rüzgardan etkilenmemesi için sabitleme sopası yani sırık dikilir ve bu sırığa bağlanır.Leylandi fidanı, yılda ortalama 60 cm ile 80 cm arasında büyür. Fakat sulama bu anlamda çok önemlidir.
Leylandi, bahçe çitleri için en çok tercih edilen fidan türlerinden biridir. Leylandi bir çit ağacıdır, budandıkça çatalları artar ve boyu uzar, ancak çok derin budama yapılmaması gerekir. Budama belli formlar çerçevesinde yapılmalıdır. Bu şekilde hem fidanımız estetik anlamda güzel görünecek, hem de budama sırasında leylandiye zarar vermemiş oluruz.

Leylandi kökleri derinlere indiğinden yüzeydeki gübreye duyarlılığı azdır, sulamayı ihmal etmemek gerekir, özellikle sonbahar sonu kış başında azotlu gübre kullanılmalıdır.

Leylandi dikilecek toprak genişçe açılır fakat kazılan yerdeki üst toprak ile alt toprak ayrı ayrı yerlerde tutulmalı. dikim yapılırken, kazılan yer Leylandi fidanının bulunduğu kökü tamamıyle içine alacak derinlikte olmalıdır. önce üst toprak ile fidan çukuru doldurulmalı, sonrasında alt toprak ile tamamlanarak su havuzu yapılmalı.

Sivil Toplum Kuruluşları

Toplum Kuruluşları son yıllarda da gelişmelere paralel olarak dünya gündeminin başlıca konularından biri olup, ülkemiz için de büyük önem taşımaktadır. Özellikle Amerika’da yaygınlaşan ve gittikçe etkisini her alanda arttırdığı gözlenen sivil toplum kuruluşları önde gelen yönetim gurusu Peter Drucker tarafından ABD’nin en büyük yenilik ve itici gücü olarak göstermektedir.Artık uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri toplumsal kararların alınmasında seçilmişlerle birlikte rol alıyorlar.Bu gelişmenin ardında yatan nedenlerden belki de en önemlisi, artık insanların geleceklerini belirleyecek konuları, seçtikleri temsilcilere de bırakmak istememeleri, doğrudan söz sahibi olmak istemeleri. Bu da sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gelişen katılımcılığı beraberinde getiriyor.

Medler Hakkı'nda bilgi

ilkçağda İran’ın kuzeybatı ve batısında devlet kurmuş bir topluluktur. Hint-Avrupa kökenli olan Medler, Dicle Vadisi ile Hazar Denizi arasında kalan İran Yaylası’nın ortasında yaşadılar. Yaşadıkları ülkeye de Media adını verdiler. İÖ 1000 yıllarına ait Asur yazılı belgelerinde bu topluluğun adı geçer. Başlangıçta dağınık topluluklar halinde yaşayan Med boylarını bir araya getiren Kyaksares, Elamlılardan sonra İran Yaylası’nda bir devlet kurdu. Hemedan yakınlarındaki Ekbatana’ yı da başkent yaptı. İÖ 625’te azılı düşmanları İskitlerin Kralı Madiyes’i bir şölende öldüren Medler, başsız kalan İskit boylarını ülkelerinden çıkardılar. D